Tasarruf Finansmanında Yeni Bir Çağ: Neler Yenileniyor?
Türkiye’de “faizsiz ev ve araç sahibi olma” modeli olarak bilinen tasarruf finansmanı sistemi, 2021’de BDDK denetimine alınmasından bu yana aşamalı olarak sıkılaştırılıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun Ağustos ayı başında Finansal Kurumlar Birliği Başkanlığı’na ilettiği yeni talimat, bu sektörün hem fon yönetimi hem de sözleşme yapısı açısından yeniden biçimlenmesi anlamına geliyor. Şirketlere uyum sağlanması için geçiş süresi tanınırken, kuralların 1 Ekim’den itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.
Fon havuzları artık yalnızca üç alanda değerlendirilebilecek
Yeni düzenlemenin en önemli noktası, tasarruf sahiplerinden toplanan paraların nerede saklanacağı. BDDK, tasarruf fon havuzlarında ve şirket hesaplarında biriken fonların riskli varlıklara aktarılmasını önlemeyi, bu paranın hızla nakde çevrilebilen ve risk seviyesi düşük enstrümanlarda değerlendirilmelerini amaçlıyor.
Yeni kurallar uyarınca, şirketler bu fonları yalnızca üç yerde tutabilecek: katılım bankalarında açılacak TL cinsinden özel cari hesaplar veya katılma hesapları, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ihraç edilen, altına dayalı olmayan TL cinsinden yurt içi kira sertifikaları (sukuk) ve risk değerlendirmesi 1 veya 2 olan TL cinsinden katılım esaslı yatırım fonları. Yani, havuzda toplanan paraların döviz, altın ya da yüksek riskli fonlarda değerlendirilmesi yasaklanıyor.
Nemasız bekleyen paraya binde 2 sınırı
Kurul, havuzda getirisiz bekleyen miktarları sınırladı. Günlük nemasız bakiye, şirketin bir önceki ay sonu itibarıyla hesaplanan tasarruf fon havuzunun binde 2’sini geçemeyecek. TCMB’nin EFT sisteminin kapanış saatinden sonra havuza aktarılan tutarlar ise ertesi gün hesaplamaya dahil edilecek. Amaç açıktır: müşteri parasının atıl bekleme süresini en aza indirmek.
Yüksek tutarlı sözleşmelerde eşik iki katına çıktı
Enflasyonun neden olduğu pratik anlam kaybına uğrayan limitler güncellendi. Bir sözleşmenin “yüksek tutarlı” sayılması için gereken eşik, genel sözleşmelerde 2 milyon 509 bin 800 liradan 5 milyon liraya; konut veya çatılı iş yeri finansmanı sözleşmelerinde ise 6 milyon 274 bin 500 liradan 12 milyon 500 bin liraya yükseltildi.
Buna karşılık, yüksek tutarlı sözleşmelerin toplam sözleşme tutarına oranı %5 ile sınırlı tutuldu. 1 Ocak 2025’ten itibaren kurulacak şirketler için kademeli bir geçiş süreci öngörülüyor: oran, 30 Haziran 2027’ye kadar %15, 1 Temmuz-31 Aralık 2027 döneminde ise %10 olarak uygulanacak.
Bir kişi aynı şirketle en fazla iki sözleşme yapabilecek
Risk yoğunluğunu önlemek amacıyla sözleşme sayısına bir kısıtlama getirildi. Bir gerçek veya tüzel kişi ya da aynı risk grubundaki taraflar, aynı tasarruf finansman şirketiyle en fazla biri taşıt, diğeri konut veya çatılı iş yeri finansmanı olmak üzere iki sözleşme imzalayabilecek.
Tutar açısından ise taşıt finansmanında azami sözleşme tutarı 6 milyon 250 bin liraya, konut veya çatılı iş yeri finansmanında ise 62 milyon 500 bin liraya çıkarıldı. Bir kişiye ya da aynı risk grubuna ait tüm sözleşmelerin toplamı da 62 milyon 500 bin lirayı aşamayacak.
2025’teki yönetmelik değişikliğinin devamı niteliğinde
Yeni talimat, aslında 30 Mayıs 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğinin mantıksal bir uzantısıdır. O düzenleme ile şube açmak isteyen şirketlere her şube için 10 milyon TL özkaynak şartı getirilmiş, şirketler için hazine/mali işler, satış ve operasyonlardan sorumlu en az üç genel müdür yardımcısı atama zorunluluğu getirilmiş, tüzel kişi müşterilerle konut finansmanı sözleşmesi yapılması yasaklanmış ve sözleşme imzalanmadan ödeme kabul edilmeyeceği belirtilmiştir. Yönetmelikte finansman tutarının, müşterinin sözleşmede belirlenen toplam tasarruf tutarının %150’sini geçmemesi ve azami vadenin konut ve çatılı iş yeri için 120 ay, taşıt için ise 60 ay olduğu da belirlenmiştir.
Tüketici açısından ne anlama geliyor?
Görüntü, sektörün daha dikkatli ve daha denetlenebilir bir yapıya doğru ilerlediğini yansıtıyor. Ancak sistemin doğası gereği, tüketicinin karşılaştırması gereken değişken sayısı hala oldukça fazladır: organizasyon ücreti oranı, tasarruf dönemi uzunluğu, tahsisat metodu (çekiliş ya da sıra), teslim süresi ve cayma koşulları şirketten şirkete büyük farklılık göstermektedir. Aynı konut bedeli için iki farklı şirkette ödenecek toplam tutar arasında %10’larca fark olabiliyor.
Bu nedenle, sözleşme imzalamadan önce şirketleri tek tek incelemek yerine evim sistemleri hesaplama araçlarıyla toplam maliyeti, aylık taksiti ve tahsisat süresini karşılaştırmak daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. 1 Ekim’de yürürlüğe girecek limitlerin, özellikle yüksek tutarlı konut sözleşmelerinde arz tarafını daraltabileceği düşünüldüğünde, karar öncesi karşılaştırma yapmanın önemi ilerleyen dönemde daha da artacaktır.

