8 Yıldır Ek Elektrik İhtiyacımızı Rüzgar ve Güneş Enerjisiyle Karşılıyoruz
Ember’in sunduğu verilere göre Türkiye, 2017 yılından beri elektrik talebindeki %19’luk artışı yalnızca rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarıyla karşılamayı başardı. Bu, artan talebi karşılamak için yeni fosil yakıt kapasitesine ihtiyaç duyulmadığının en somut kanıtı olarak öne çıkıyor.
Rüzgar ve Güneş, Hidroelektriği İlk Kez Geride Bıraktı
Genel olarak, Türkiye, 2025 yılında toplam 6.5 GW’lık yeni rüzgar ve güneş kapasitesi ekledi. Bu artış, elektrik üretiminde de etkisini gösterdi; güneş enerjisinden elde edilen elektrik son iki yılda iki katına çıkarken, toplam pay %22’ye ulaştı.
Bu rakamlarla Türkiye, Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya bölgelerinde açık ara lider konumuna yükselirken, Avrupa genelinde de dikkat çekici bir aktör haline geldi. Macaristan ve İspanya gibi güneş potansiyeli yüksek ülkelerin gerisinde kalsa da Türkiye, 40 GW’a ulaşan toplam rüzgar ve güneş kapasitesiyle temiz enerji dönüşümünde örnek olma potansiyelini kanıtladı. Ember raporu da Türkiye’nin bu bölgedeki öncülüğünü vurguluyor.
Kuraklığın Faturası 1,8 Milyar Dolar: Çözüm Hibrit Santraller
Raporda bir diğer dikkat çekici noktaysa, iklim değişikliğinin enerji üretimi üzerindeki etkisi. Son 30 yıla ait veriler, kuraklığın Türkiye’nin hidroelektrik üretiminde kalıcı bir düşüşe neden olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin en büyük üç barajı olan Atatürk, Karakaya ve Keban’daki üretim, 1996-2005 dönemine göre %29 azalmıştır.
| Dönem | Üç Büyük Barajın Ortalama Yıllık Üretimi |
| 1996 – 2005 | 21,3 TWh |
| 2011 – 2020 | 18,7 TWh |
| Son On Yıl | 15,1 TWh |
Hidroelektrikteki bu azalma, Türkiye’yi daha fazla doğal gaz ithalatına mecbur bırakıyor. Araştırmalara göre kuraklık yüzünden kaybedilen enerjiyi doğal gaz ile telafi etmenin yıllık maliyeti yaklaşık 1,8 milyar dolardır. Ember analistleri, bu maliyetin üstesinden gelmek ve enerji arz güvenliğini sağlamak için hidroelektrik santrallerinin güneş enerjisiyle desteklendiği hibrit santrallerin kurulmasının önemine dikkat çekiyor.
Batarya Depolamada Avrupa’yı İkiye Katlayan Vizyon
Tam Boyutta Gör
Türkiye’nin planladığı batarya kapasitesi, mevcut rüzgar ve güneş kurulu gücünün %83’üne denk geliyor. Ancak raporda teknik bir uyarı yer alıyor: Küresel trend, 2,5 saatlik depolama süresine odaklanırken, Türkiye’deki projelerin çoğu 1 saatlik depolama süresine göre planlanmış durumda. Bununla birlikte, yeni projelerin 2026’dan itibaren devreye girmesiyle, yenilenebilir enerjideki “kesintili üretim” sorununun büyük ölçüde aşılması bekleniyor.
Kömürde Zirve Yakın mı?
Kömür, 2025 yılında %34’lük payla Türkiye’nin en büyük elektrik kaynağı olmaya devam ediyor; ancak bu üretimin üçte ikisi ithal kömür ile yapılmakta. 2022’den bu yana yeni bir kömür santralinin faaliyete geçmemesi ve inşaatı süren bir proje bulunmaması, kömürden üretimin arttığını gösteriyor. Ancak 2026 yılında başlaması beklenen yerli kömür alım garantileri, üretimin 2030 yılına kadar yeni rekorlara ulaşmasına sebep olabilir.
Ember raporu, Türkiye’nin 2035 yılındaki 120 GW’lık rüzgar ve güneş hedefi için her yıl 8 GW’lık yeni kuruluma ihtiyaç duyduğunu hatırlatıyor. Mevcut ivme ve büyük batarya projeleri, Türkiye’nin hedeflerine ulaşabileceği ve fosil yakıtlara olan bağımlılığını kademeli olarak sonlandırabileceğine dair güçlü bir sinyal veriyor.
Gelecek yıl Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi, bu başarıların uluslararası platformda sergilenmesi için büyük bir fırsat olacak.
