Kan Testi ile Alzheimer’ı Erken Teşhis Etmek Mümkün Olabilir
“Bio-Hermes-002” adı verilen bu klinik çalışma, kâr amacı gütmeyen tıbbi araştırma kuruluşu LifeArc ve Küresel Alzheimer Platformu Vakfı tarafından yürütülüyor. Birleşik Krallık Demans Araştırma Enstitüsü’nün de desteklediği çalışma; İngiltere, ABD ve Kanada’daki 25 farklı merkezde devam etmekte.
Yaklaşık 1000 kişinin katılımıyla gerçekleştirilecek bu testte, Alzheimer ile güçlü bir şekilde ilişkili olan üç biyobelirteç ölçülüyor: p-tau217, GFAP ve NfL. Bu proteinler, beyindeki sinir hücresi hasarını ve Alzheimer’a özgü patolojik süreçleri gösteren en kritik göstergeler arasında kabul ediliyor. Bu belirteçlerin Alzheimer’ın erken teşhisi için yeterli olup olmayacağı, testlerin tamamlanmasının ardından netlik kazanacak. Ancak son dönemde elde edilen bulgular bunun mümkün olabileceğini gösteriyor.
Benzer Çalışmalarda Umut Verici Sonuçlar Alındı
5 Ocak’ta Nature Medicine dergisinde yayımlanan ayrı bir araştırma, parmak ucundan alınan kan örneklerinin Alzheimer biyobelirteçlerini doğru bir şekilde ölçebildiğini ortaya koydu. DROP-AD adlı bu çalışmada, yedi Avrupa merkezinde toplam 337 katılımcı incelendi. Bulgular, parmak ucu örneklerinden ölçülen p-tau217 seviyelerinin standart kan testleriyle büyük ölçüde örtüştüğünü ve omurilik sıvısındaki Alzheimer’a özgü değişimleri yüzde 86 doğruluk oranıyla öngörebildiğini gösterdi. Bu nedenle şu an Bio-Hermes-002 çalışmasına daha umutla yaklaşılıyor.
Alzheimer’da erken teşhisin önemi ise son dönemde daha da artmış durumda. Zira FDA tarafından onaylanan lecanemab ve donanemab gibi yeni ilaçlar, bilişsel gerilemeyi yavaşlatabildiğini göstermiştir. Ancak bu tedavilerin etkisi, hastalığın erken evrelerinde uygulandığında belirgin sonuçlar vermektedir. Bu nedenle Alzheimer’ın erken teşhisi, hiç olmadığı kadar önem kazanmış durumda.
