Teknoloji Haberleri

Beyaz Eşya Satışlarında Düşüş: Sektör Temsilcilerinden Taksit Talebi Geldi




Beyaz eşya satışları düştü: Sektör temsilcilerinden taksit talebi

Türkiye, beyaz eşya sektörü açısından 2025 yılında, hem iç pazar hem de yurt dışı ihracat bağlamında bir daralma yılı olarak kaydedildi. İhracat verileri, 8 yıl öncesine geriledi.

Türkiye, beyaz eşya üretiminde Avrupa’nın en büyük ve dünyanın ise ikinci en büyük merkezi olarak yüzde 7’lik üretim hacmine sahiptir. 2025 yılında 29 milyon adet üretim gerçekleştirildi, bu da doğrudan 60 bin ve dolaylı olarak 600 bin kişiye istihdam sağladı.

İç piyasada satışlardaki yüzde 3’lük daralma

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) tarafından yayımlanan verilere göre, beyaz eşya sektöründe 6 ana ürün grubunda iç satışlar geçen yıla göre yüzde 3 azalarak 9,9 milyon adede düştü.

Taksit düzenlemesine yönelik talep

Şengül, iç pazarın yeniden sürdürülebilir bir şekilde canlanmasının her zamankinden daha önemli olduğunu belirterek, “Özellikle temel ihtiyaç ürünleri arasında sayılan beyaz eşya için tüketicilere sağlanan taksit seçeneklerinin artırılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması iç pazarın sağlıklı işleyişine önemli katkı sağlayacaktır.” dedi.

İhracatın 8 yıl geriye gitmesi

2025 yılı itibarıyla Türkiye beyaz eşya sektöründe yaklaşık 29 milyon adet üretim gerçekleştirilirken, bunun yaklaşık yüzde 70’i ihraç edilmektedir. Ancak son yıllardaki ihracat düşüşü 2025’te de devam etti; sektör ihracatı bir önceki yıla göre 2,2 milyon adet azalarak yüzde 10 gerileme kaydetti ve toplam ihracat hacmi 20,2 milyon adet seviyesine düştü. İhracat, 2017 seviyelerine kadar geriledi ve bu durum üretim rakamlarına da yansıdı; 2025’te beyaz eşya üretimi yıllık bazda yüzde 9 azaldı.

TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkanı Alper Şengül, ihracattaki düşüşün Avrupa Birliği pazarında artan rekabet ve talep daralması nedeniyle yaşandığını ifade etti. Artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri sektörün rekabetçiliğini zorlayan etkenler arasında yer alıyor. Ham madde erişimi, korumacı ticaret politikaları ve antidamping uygulamaları, hem iç pazarda hem de ihracatta daralmayı derinleştirme riski oluşturuyor. Şengül, Asya kökenli üreticilerin Avrupa pazarında agresif fiyat politikaları ile pay kazandığını belirterek, bunun Türk üreticiler üzerinde ek bir baskı oluşturduğunu vurguladı.

Türkiye’nin Made in EU’ya dahil edilmesi beklentisi

Avrupa Birliği’nde son dönemlerde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını sektörel olarak dikkatle izlediklerini belirten Şengül, “Made in Europe düzenlemesinin uygulanması halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri doğrultusunda Türkiye’nin sürecin dışında bırakılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’nin bu kapsamda yer alması, bize büyük bir avantaj sağlayacaktır. Bu tür bir düzenlemenin bizim lehimize olacağını düşünüyoruz. Türkiye’nin sağladığı kalifiye istihdam, teknolojik üstünlük ve lojistik yakınlık nedeniyle kapsam dışında kalacağımızı düşünmüyoruz.” dedi.