Sinema & Dizi

28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı Analizi

28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı İncelemesi

28 Yıl Sonra, geçtiğimiz aylarda gösterime girdiğinde izleyicilerin dikkatini ikiye böldü ve bazıları tarafından yeterince korkutucu ya da aksiyon dolu olmadığı gerekçesiyle eleştirildi. Orijinal film 28 Gün Sonra gibi, uzun bir bekleyişin ardından gelen bu devam filmi de esasen sosyal bir eleştiriydi. Spike (Alfie Williams) adlı bir çocuğun yetişme hikayesinin ilk adımını oluşturan yapım, şaşırtıcı bir sona ulaştı. İngiliz medyasının tanınmış ismi Jimmy Savile gibi giyinmiş bir grup çekici genç, Spike’ı aralarına katmaya zorladı.

Hikaye buradan nereye evrilebilir, garip giyimli Sir Lord Jimmy Crystal ve Parmaklar kimler, Öfke virüsü için yeni bir hikaye parçası görebilecek miyiz gibi sorular eksik olmuyor. Ancak filmin kalemini devralan, geçtiğimiz yıllarda Candyman’i çeken Nia DaCosta’nın katılımı, en büyük endişe kaynağı oldu.

Film sonrası rahatlıkla söyleyebilirim ki, 28 Yıl Sonra serisi çok daha güçlü bir devamla karşımıza çıkıyor!

Before You Watch The Bone Temple, Catch Up on Who Sir Lord Jimmy Crystal Is in the New 28 Years Later Sequel

Öfkeye Duyarlılık…

Film, iki ayrı hikaye akışı boyunca ilerliyor. Hikaye, kült lideri Jimmy Crystal’ın, Spike’ı kabul ritüeli ile başlar. Küçük Spike, ekibin bir elemanını öldürmeyi başarırsa gruba dahil olmayı başarabilir… yoksa kendisi ölecek! Kemik Tapınağı, ilk dakikalardan itibaren iki saat boyunca ne tür bir deneyim sunacağını gözler önüne seriyor. Sert, kaotik, aşırı vahşi ve acımasız bir anlatım var. İkinci hikaye çizgisi ise Ralph Fiennes’ın tuhaf Dr. Kelson karakteri ile tanıştığımız virüslü dev Alpha Samson’ı içeriyor. Birincisi ne kadar karamsar ve insan doğasının çıplak halini yansıtıyorsa, doktorun hikayesi de tam tersine merhametin olabileceği umudunu sunuyor.

28 Gün Sonra’daki gibi ana tema insan doğası. İlk filmde öfke virüsüne kapılmış yaratıklar ne kadar tehditkâr olsalar da, en büyük tehlikenin sağlıklı insanlarda olduğunu gösteriyor. Bu anlatı, 28 Yıl Sonra filminde baba-oğul ilişkisi üzerinden ilerlerken, Dr. Kelson daha arka planda kalıyor. Senarist Alex Garland, Kemik Tapınağı’nda yalnız kalan bir insanın en basit içgüdülerine nasıl teslim olduğunu tasvir ediyor. Hikayenin merkezinde de Jimmy Crystal yer alıyor.

28 Yıl Sonra’da, babası rahip olan Jimmy, babasının ölümüne tanık olan traumatize bir çocuk olarak karşımıza çıkmıştı. 28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı’nda ise, teslimiyet durumunun zirveye ulaştığı bir durumu izleme fırsatı buluyoruz. Annesine değil de babasına kaygısal bir takıntı geliştiren Jimmy, kendisine Sir Lord unvanını vermiş ve zihinlerini kontrol ettiği gençleri İhtiyar Nick’in emirleri doğrultusunda kullanıyor. İhtiyar Nick, yüzyıllar önce İngiltere’de Şeytan terimi yerine kullanılan ifadelerden biridir. O kadar kaygısız ve öz güvenle dolu ki, Parmaklar’ı eğlence aracı olarak Teletubbies’lere bile indirgediğini görebiliyoruz.

İzleyiciler olarak biz de, “karşımızda delüzyonlarla boğuşan, takıntılı bir katil mi yoksa her şeyin farkında olup sadizmi için bahane üreten bir iblis mi?” diye sorguluyoruz.

Virüs mü Suçlu?

Bu öngörülemez, alaycı tehlikeye hayat veren Jack O’Connal, Ralph Fiennes’ın ardından, filmdeki çok önemli bir karakter oluyor. En son, Günahkarlar (Sinners) filminde vampir lideri Remmick ile dikkatleri üzerine çeken oyuncu, yumuşak sesli ve baştan çıkarıcı bir karakter profili çizerken, gelecek olan vahşeti düşündürerek gerilmenizi sağlıyor. Kontrol hastası olan Jimmy, emrindeki her genç için isim banyosu yapıyor, bireyleri kimliksizleştirip kendi kopyalarına dönüştürüyor. Unutmadan, kadın Jimmy’lerden biri Jimmima rolündeki Emma Laird ve grubun merhametli sesi Jimmy Ink’i üstlenen genç aktris Erin Kellyman, gelecek yıllarda adlarından söz ettirecek derecede iyi performanslar gösterdiler.

Dr. Ian Kelson
Dr. Ian Kelson

Ralph Fiennes’ın Dr. Kelson karakteri, şefkatle yaklaştığı virüslü Alpha ile filmin dinlenme ve katliamdan bir miktar uzaklaşma fırsatını sunuyor. Kelson, çarpık bir anlayışla yaklaşsa da ‘her şeyin kusursuz olduğu’ geçmişi aklında tutuyor ve Alpha ile kurduğu bağ üzerinden filmin ana temasını pekiştiriyor. Zor durumda ve çaresiz kaldığında hangi yolu seçmelisin?

Unutmamalıyız ki, usta aktörü pek beklenmedik hallerde görecek ve kendisine bayılacaksınız. Hele ki filmin sonlarına doğru Iron Maiden hayranlarını fazlasıyla mest edecek, görsel olarak da çok etkileyici bir sekansı var. Fiennes’in her şeyin ötesinde umut taşıyan, ölü bir dünyaya yeniden hayat getirmek isteyen ama ölüm gerçeğini asla unutmayan karakteri, muhtemelen uzun süre akıllarda kalacak kadar gerçekçi.

Jimmy Ink ve Spike

Görsel ve İşitsel Zenginlik

Yönetmen Nia DaCosta’ya dönecek olursak, filme başlamadan önce Danny Boyle’u geçmesini ummuştum ve bu istek, bir şekilde karşılandı. DaCosta, sosyal alegoriyi korku türünün dinamikleri ile harmanlarken, şiddetin insan doğasının göz ardı edilen bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Bununla birlikte, punk ruhuna uygun bir şekilde önceki filmleri taklit etmektense, daha çok metal ruhuyla ifade ediyor. Daha sert, enerjik ve kesinlikle acımasız. Öyle ki, Otomatik Portakal filminden fırlamış gibi görünen Jimmy Crystal ve Parmaklar’ın bir ahırda gerçekleştirdikleri sahneleri unutmak pek mümkün değil.


28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı, serinin geleneğini basit ama etkili bir biçimde sürdüren, performanslarıyla göz dolduran, bolca şok sahnesi ile içi dolu bir hikaye. Yönetmen DaCosta, cesur ama dengeli anlatımıyla bu çarpıcı yolculuğu hem görsel hem de işitsel anlamda tatmin edici bir şekilde sunmuş. Murphy’li sıradaki film için sabırsızlanıyorum!