FacebookİnstagramTeknoloji Haberleri

Freud’a Göre: Psikolog mu Daha Geçerli, Yapay Zeka mı?

Sure! Here’s a rephrased version of the content while retaining the HTML tags:


etiket
Freud’a Göre Psikologlar mı, Yapay Zeka mı?

Rehberlikte Yanılmak mı, Tarafsız Bir Zihne Dayanmak mı?

Son günlerde bir arkadaş sohbetinde kendimizi beklenmedik derecede derin bir tartışmanın içinde bulduk:

“Yapay zeka hangi meslekleri tehdit edecek?”

Konu dolandı ve terapistler, psikologlar ve aile danışmanlarına geldi.

Bilinçli olarak yapay zekadan tavsiye alan birçok insan var. Benim kızım da buna dâhil. Ben de zaman zaman akıl almak için başvurduğum bir kaynak.

Peki, esas soru şu:

Yapay zeka, psikolojik konular söz konusu olduğunda insanlara ne kadar doğru destek sağlayabilir?


Duygusal ve sezgisel bir varlık olmayan yapay zeka bu mesleklerin yerini alabilir mi?

Duygusal ve sezgisel bir varlık olmayan yapay zeka bu mesleklerin yerini alabilir mi?

Bu soru ilk bakışta çarpıcı görünebilir. Hatta bazıları için rahatsız edici olabilir. Ancak çağımızın gerçeğiyle yüzleştiğimizde, bu sorunun artık fütüristik bir fantezi değil; ciddi şekilde ele alınması gereken bir düşünsel eşik olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Benim bu konuda bir fikrim var:

Belli aralıklarla yapay zekadan psikolojik destek almak, sanıldığından çok daha mantıklı ve işlevsel olabilir.

Bu görüşümü birkaç temel gerekçeye dayandırıyorum.

İnsan Faktörü: Avantaj mı, Dezavantaj mı?

Psikologlar da sonuçta birer insandır.

Onların da duyguları, yaşanmışlıkları, travmaları, bilinçli ya da bilinçdışı önyargıları var. Psikoterapide “karşı aktarım” olarak adlandırılan bu durum, terapistin kendi iç dünyasının danışan sürecine sızabilmesi ihtimalini barındırır. Bu durum her zaman olumsuz olmayabilir; ancak insan olmanın getirdiği bu filtre, zaman zaman yanlış yönlendirmelere yol açabilir.

Yapay zeka ise bu noktada radikal bir fark sunar:

Travması yoktur.

Egosu yoktur.

Günü kötü geçmemiştir.

Sizi kendi hikâyesiyle karıştırmaz.

Bu tarafsızlık, özellikle düşüncelerini düzenlemek, duygularını anlamlandırmak ve olaylara farklı açılardan bakmak isteyen bireyler için önemli bir avantajdır.

Mesela yapay zekanın bir diğer avantajı da bilgiye ve iletişime erişim ve hızdır.



İkinci önemli fark bilgiyle ilgilidir.

İkinci önemli fark bilgiyle ilgilidir.

Bir psikolog, eğitim aldığı ekol ve kişisel deneyimi çerçevesinde çalışır. Bu birikim elbette değerlidir; ancak sınırlıdır. Yapay zeka ise saniyeler içinde binlerce akademik çalışmayı, farklı terapi yaklaşımlarını ve disiplinler arası perspektifleri araştırıp sentezleyebilir.

Bu durum, “yapay zeka her şeyi bilir” iddiasından çok, şu soruyu düşündürür:

Bilgiye erişim hızının bu kadar arttığı bir çağda, tek bir insan zihnine dayanmak ne kadar akılcı?

Özellikle bilişsel çarpıtmalar, karar verme süreçleri, stres yönetimi, duygu düzenleme ve farkındalık çalışmalarında yapay zekanın sunduğu yapılandırılmış geri bildirimler oldukça etkili olabilir.

Bir diğer önemli nokta da yargısız bir alanın gücü.

Pek çok insan için psikolojik destek almanın önündeki en büyük engellerden biri yargılanma korkusudur.

“Bunu söylersem ne düşünür?”

“Abartıyor muyum?”

“Yanlış mı hissediyorum?”

Yapay zeka ile kurulan iletişimde bu endişeler büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. Karşınızda sizi tanımayan, sosyal bağ kurmayacak, sizi etiketlemeyecek bir “zihin aynası” var. Bu durum, bastırılmış düşüncelerin ve ifade edilmesi zor duyguların açığa çıkmasını kolaylaştırır.

Tekrar erişilebilirlik ve süreklilik konusuna gelecek olursak, psikolojik destek, ideal koşullarda düzenli olmalıdır. Ancak yaşam pratikleri, zaman ve maddi kısıtlamalar bu ideale her zaman izin vermez. Randevular, maddi yükümlülükler, zaman kısıtlamaları ve mekânsal engeller, birçok kişinin terapi almasını zorlaştırır.

Yapay zeka her an erişilebilir.

Hatta gece yarısı da burada, daima hazır ve nazırdır.

Düşünceler zihninizi rahatsız ederken, insan içgüdüsel olarak “bir sonraki seansı” beklemek istemez.

Bu sürekli erişim, özellikle yoğun düşünmeyi, analiz yapmayı seven ve zihinsel yük taşıyan bireyler için önemli bir rahatlama sağlar.

Ancak her şey bu kadar basit mi?

Elbette hayır.

Burada dürüst olmak gerekiyor:

Yapay zeka, insanın bedensel ve duygusal varlığını tam olarak ikame edemez. Ses tonundaki titremeleri, uzun sessizlikleri, gözlerin dolmasını ve psikolojik durumumuzu gösteren bedenin küçük tepkilerini hissedemez. Derin travmalar, bağlanma yaraları, dissosiyatif durumlar ve ciddi psikopatolojiler söz konusu olduğunda, insan insana kurulan terapötik bağın iyileştirici etkisi hala çok değerlidir.

Ayrıca yapay zeka, kriz anlarında sorumluluk alamaz ve müdahale edemez. Bu sınır kritik önemdedir.



Sonuç: Rakip Değil, Tamamlayıcı

Sonuç: Rakip Değil, Tamamlayıcı

Burada ulaştığım sonuç şu:

Yapay zekayı psikologlarla karşı karşıya getirmek yerine, onları birbirini tamamlayıcı iki yardım kaynağı olarak görmek gerekir. Yani, iş birliği gerektiği kanaatindeyim.

Elbette bu noktada bu yazıyı yazarken yapay zekanın konu hakkında fikrini de merak ettim ve ona bir analiz yapmasını istedim.

İşte sonuçlar:

Yapay zeka;

– Günlük zihinsel karmaşada

– Düşünce düzenlemede

– Öz-farkındalık geliştirmede

– Karar süreçlerini netleştirmede

– Duygusal boşaltımda son derece etkili bir araçtır.

İyi bir psikolog ise;

– Derin ve tekrarlayıcı yaralarda

– İlişki dinamiklerinde

– Travma çalışmalarında

– Canlı duygusal regülasyon gerektiren durumlarda vazgeçilmezdir.

Dolayısıyla mesele “hangisi daha iyi?” sorusundan ziyade,

“Hangi ihtiyaç için hangi destek daha uygun?” sorusunu sormaktır.

Evet, yapay zekanın konuyla ilgili düşünceleri benimle örtüşüyor.

Yapay zekaya bir sor daha sordum:

“Freud günümüzde yaşasaydı konu hakkındaki düşüncesi ne olurdu?”

İşte yanıtı:

Freud yaşasaydı, yapay zekanın psikologların yerini alabileceği fikrine temkinli bir ilgiyle yaklaşırdı. Ona göre yapay zeka, bilinçdışının dilini taklit edebilir ama gerçek anlamda onu algılayamazdı. Serbest çağrışımı analiz edebilir, rüyaları sınıflandırabilir, savunma mekanizmalarını belirleyebilirdi; ancak aktarım ve karşı-aktarım gibi insana özgü dinamikler olmadan kayda değer bir psikanalitik süreçten bahsedilemezdi. Freud muhtemelen yapay zekayı, terapinin yerini alan bir varlık değil; egonun kendini anlamasına yardımcı olan yeni bir “ayna” olarak görürdü. İnsanın acısı, hâlâ başka bir insanın varlığıyla şekillenir.

Dostlar, belli dönemlerde yapay zekadan destek almak, psikolojik olgunluğun ve çağımızın sunduğu imkânları akıllıca kullanmanın bir göstergesi olabilir. Asıl risk, tek bir yöntemi mutlak doğru ilan etmektir.

Belki de ruh sağlığının geleceği, insana karşı makinenin rekabetinde değil; bilinçli iş birliğinde yatıyordur.

Peki sizin düşünceleriniz nedir?

Yorumlara yazın, çok merak ettim.

Bir sonraki yazıma kadar kendinize dikkat edin, hoşça kalın.



Instagram

Facebook

Bu makalede savunulan görüşler yazarların özgün düşünceleridir ve Onedio’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio


Feel free to modify any specific sections further if needed!