FacebookTeknoloji HaberleriYoutube

Elon Musk: “İnsanlar Ölümle Programlı, Uzun Yaşamın Çözümü Mümkün”

Elon Musk: “İnsanlar ölmeye programlı, uzun yaşam çözülebilir”
Paleolitik dönemde ortalama insan yaşam süresi 20’li yaşlarla sınırlıyken, Neolitik ve Tunç Çağı toplumlarında bu süre sınırlı bir şekilde uzadı. Antik Yunan ve Roma’da insanlar, felsefede “ölümlü varlık” (thnetos veya mortalis) olarak tasvir edilirken, istatistiksel gerçeklik acımasızdı. Doğanların büyük bir kısmı yetişkinliğe ulaşamazken, 50 yaş üzeri ise nadir görülen bir bilgelik olarak kabul ediliyordu. Orta Çağ’dan erken modern dönemlere kadar geçen süreçte 40 yıl, uzun bir yaşam olarak görülüyordu. Asıl değişim 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılda bilim, tıp ve hijyenin gelişmesiyle yaşandı. Bu gelişmeler sonucunda dünya genelinde ortalama yaşam süresi 30’lardan 70’li yaşlara yükseldi. Şimdiyse milyarderler, daha uzun yaşamanın yollarını arıyor.

Musk’a Göre Bu, Yazılımsal Bir Sorun

Yüzyıllar boyunca yaşam süresi üzerindeki tartışmalar çoğunlukla felsefi bir temel üzerine inşa edilmişti. Ancak bu konu, günümüzde teknoloji ve biyoloji temalarına kayıyor. Artık insan ömrünün uzaması kaderle, doğayla ya da metafizikle değil; giderek daha fazla “mühendislik” ile ele alınıyor.

Elon Musk: “İnsanlar ölmeye programlı, uzun yaşam çözülebilir”

Tam Boyutta Gör




Elon Musk’ın son açıklamaları, bu değişimin en net örneklerinden birini oluşturuyor. Musk, insanın ölmeyi hak etmediğini ve “programlandığı” için hayatını kaybettiğini savunuyor; bu programın teorik olarak değiştirilebileceğini öne sürüyor.

Ona göre, yaşlanmanın vücudun farklı bölgelerinde eşit bir şekilde ilerlemesi, ölümün rastlantısal değil, merkezi bir biyolojik saat tarafından kontrol edildiğini gösteriyor. Hiç kimsenin bir uzvunun yaşlandığında diğerinin genç kalmaması, Musk’a göre “son derece belirgin” olan bir kontrol mekanizmasına işaret ediyor.

Musk, bu bakış açısını uzun yaşamı ahlaki veya varoluşsal bir mesele olmaktan çıkarıp çözülebilir bir teknik problem olarak değerlendirmeye alıyor. Yapay zeka, ileri biyoteknoloji ve otomasyonun birleşimiyle, günümüzde karmaşık görünen yaşlanma sürecini tersine çevirmeyi öne sürüyor.

Moonshots with Peter Diamandis podcast’inde Musk, bu teknolojik dönüşümün yalnızca hastalıkların tedavi edilmesini değil, tıbbi hizmetlerin sunulma şeklini de köktenci şekilde değiştireceğini belirtiyor. Özellikle insansı robotların cerrahların yerini alabileceği iddiasını öne çıkaran Musk, bunun beş yıl gibi kısa bir sürede sağlık hizmetlerini çok daha ileriye taşıyabileceğini savunuyor. Bu alandaki ilerlemelerin, herkesin daha yüksek kalitede sağlık hizmetlerine ulaşmasını sağlayacağını ifade ediyor. Son olarak, Musk uzun yaşamın çözümünün gelecekte herkes için çok açık bir şekilde görüleceğini vurguluyor.

[bkzdh=201072]

Ancak Musk’ın bu iddialı söylemleri, geçmişte uzun yaşamın toplumsal etkileri konusunda yaptığı eleştirilerle çelişiyor. Diğer bazı milyarderlerden farklı olarak Musk, uzun yaşam projelerine ciddi kaynak ayırmamış durumda. Öncelikle, demans gibi ciddi sağlık sorunlarıyla 100 yaşına kadar yaşamaktansa, ölmeyi tercih edebileceğini belirtmişti. Geçtiğimiz yıl, “Çok uzun yaşarsak, toplumun statikleşeceğini düşünüyorum. Liderlerin hiç ölmemesi nedeniyle liderlikte değişim olmaz” demişti.

Milyarderler Bu Alana Yatırım Yapıyor

Elon Musk: “İnsanlar ölmeye programlı, uzun yaşam çözülebilir”
Öte yandan, Silikon Vadisi’nin en etkili isimleri, yaşlanmayı hücresel düzeyde tersine çevirmeyi veya en azından yavaşlatmayı hedefleyen projelere önemli kaynaklar aktarıyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, insan ömrüne ortalama 10 yıl eklemeyi amaçlayan Retro Biosciences’a 180 milyon dolar yatırım yapmış ve bu alandaki yeniliklerin “OpenAI ölçeğinde” bir atılım gerektirdiğini belirtmiştir. Peter Thiel, uzun yaşam araştırmalarının en aktif destekçilerinden biri olarak Methuselah Foundation’a toplam 7 milyon dolar tahsis etmiş; yaşlanan hücreleri hedef alan biyoteknoloji firmalarına da büyük yatırımlar yapmıştır. Oracle’ın kurucusu Larry Ellison, yalnızca kendi vakfı üzerinden yaşlanma ve yaşa bağlı hastalıklar için 430 milyon dolardan fazla araştırma fonu sağlamıştır. Google kurucuları Larry Page ve Sergey Brin, Alphabet bünyesinde kurulan Calico Labs ve Verily gibi şirketler aracılığıyla bu alana milyarlarca dolarlık uzun vadeli yatırımlar gerçekleştirirken, Jeff Bezos’un, hücresel gençleştirme projeleri için Altos Labs’a destek veren önemli finansörlerden biri olduğu bilinmektedir. Ayrıca Mark Zuckerberg ve Priscilla Chan, genetik alanında, nörodejeneratif hastalıklara ve yaşam bilimleri projelerine milyonlarca dolarlık kaynak ayırmaktadır.

WSJ’ye göre, son 25 yılda milyarderler bu alana 5 milyar dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirmiştir.

Günümüzde, insanlar 1700’lü yıllara göre ortalama 35-40 yıl daha fazla yaşamaktadır. Ancak görünüşe göre bu uzayan süre bile yeterli değildir. Zira insanlar, sonuçta ölümden “ölümüne” korkan varlıklar. Felsefe tarihi de bu huzursuzluğun izlerini taşımaktadır. Epikür’ün ölüm kaygısını dindirmeye çalışması (Bkz: Ölüm varsa ben yokum, ben varsam ölüm yok o halde korkmaya ne gerek var?), Schopenhauer’ın hayata bağlılık içgüdüsünü (Bkz: Wille zum Leben) tanımlaması ve Heidegger’in ölüm bilincini (Bkz: Sein-zum-Tode) ele alması, insanların daha uzun yaşam isteğinin köklerini ortaya koyar. İnsan, daha uzun yaşamayı çoğunlukla daha fazla deneyimlemek için değil, sona biraz daha geç ulaşmak amacıyla istemektedir. Bu nedenle modern tıbbın sunduğu her ek yıl aslında bir teknik kazanımdır.


Kaynakça
https://www.yahoo.com/news/articles/elon-musk-says-humans-pre-094300260.html
https://www.wsj.com/health/wellness/billionaires-longevity-health-04dd205c
https://en.wikipedia.org/wiki/Life_expectancy