İnstagramTeknoloji Haberleri

Diji-Tal İnsan: Ekrandaki Işığın Ardındaki “Yeni Tür”

etiket
Diji-Tal İnsan: Ekrandaki Işığın Ötesinde Bir “Yeni Tür”

Son günlerde bir yolculuk yaparken, etrafıma baktığımda aslında bir ulaşım aracında değil, dev bir veri merkezinde olduğumu fark ettim. Çevremde birçok insan, kafalarını eğmiş, parmaklarıyla sonsuz bir boşlukta kaydırıyor. Sosyalleşmeyi cam bir ekrana dokunarak sağlayan bu yeni varlığa artık bir isim vermenin zamanı geldi: DİJİ-TAL İNSAN.

Pazarlama sektörü yıllardır ‘tüketiciyi’ anlamak için büyük bütçeler harcıyor. Ancak göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek var; karşımızdaki artık sadece bir ‘tüketici’ değil. O, sabahları bildirimlerle uyanan, kararlarını algoritmaların yardımıyla veren ve varlığını ‘beğeni’ sayılarıyla belirleyen dijital bir göçebe. Bilim insanları bunu bir evrim olarak görse de, reklamcılar için bu durum, bildikleri her şeyi alt üst eden bir durum.

Algoritma mı, Kader mi?

Nörobilimsel araştırmalar, beynimizdeki ödül sisteminin binlerce yıldır değişmediğini gösteriyor. Mağara devrindeki bir avcının taze meyve buldığında hissettiği heyecan, günümüzde bir telefon titrediğinde salgılanan dopaminle aynı. Ancak burada önemli bir farklılık var: Artık o meyveyi insan keşfetmiyor; algoritmalar, acıktığımızı hissedemeden, meyveyi tam önümüze getiriyor.

Pazarlama dünyasının gerçek mücadele noktası burada başlıyor. Eğer bir insanın neyi, ne zaman isteyeceğini önceden kestiren matematiksel modeller mevcudsa, yaratıcı fikirlerin ve çarpıcı ifadelerin etkisi ne kadar sürecek? Geleceğin sosyal medyasında, veriyi sadece okuyan değil, onun içindeki ‘insan boşluğunu’ görebilenler daha başarılı olacak.

Reklamın Sessiz İstilası

Sosyal medyanın geleceği artık dışarıdan bakılan bir vitrin değil; içinde nefes alınabilen bir atmosfer sunuyor. Reklamcılar için ‘araya girme’ dönemi sona erdi. Dijital İnsan, en sevdikleri içeriğin ortasında yer alan bir şampuan reklamını sadece geçmiyor, zihinsel bir savunma ile onu tamamen göz ardı ediyor.

Modern hikaye anlatımı, insanların ürünleri değil, bu ürünlerin yaşamındaki duygusal etkilerini satın aldığını anlatıyor. Gelecekte başarılı bir reklam ajansı, ayakkabı satmaya çalışmak yerine, o ayakkabıyı giyip bir konserde zıplayan kişilerin özgürlük hissini tasarlayacak. Markalar artık yalnızca bir ticari kimlik değil, birer karakter olmaya zorunlu. Çünkü robotların her şeyi mükemmel bir şekilde yaptığı bir dönemde, insanlık hâlâ ‘gerçek bir hikayeye’ ve ‘genuine bir kusura’ açlık duyuyor.

Büyük Tehlike: Bağlantı Varken, İlişki Yok

Büyük Tehlike: Bağlantı Var, İlişki Yok

Sosyal medyanın geleceği sınırsız bir bağlantı sunarken, pazarlama dünyasını büyük bir tuzak bekliyor: Milyonlarca kişiyle bağlantıda olup, herhangi bir kişiyle ilişki kuramamamız. Bir markanın gerçek başarısı, artık yüzlerce etkileşim almakla değil, yalnızca bir kişiye ‘Bu marka beni gerçekten anlıyor’ duygusunu verebilmesiyle ölçülecek.

DİJİ-TAL İNSAN, yalnızlığını teknoloji ile gizleyen bir varlık. Geleceğin iletişim stratejileri, bu yalnızlığı bir pazar payı olarak değil, bir ‘deneyim ortaklığı’ olarak değerlendirmelidir. Markaların yalnızca kâr odaklı değil, değer odaklı bir duruş sergilemesi bu yeni ekosistemde hayatta kalma stratejisidir.

Son Sözüm: Veri Soğuktur, Hikaye Isıtır

Ne kadar büyük veriye sahip olursanız olun, ne kadar yapay zekayı kreatif yönetimin başına oturtsanız da; sonuçta o ekranın başında oturan kişi hâlâ bir masalla uyumak isteyen, bir başarı hikayesine heyecan duyan antik ‘insan’.

Yapay zeka yön belirleyebilir ama yolda kiminle yürüneceğine yine kalpler karar veriyor. Sosyal medyanın geleceği, teknoloji hızında değil, teknolojinin içine ne kadar ‘insan ruhu’ katabileceğimizde gizli.

Unutmayın; veri soğuktur, insanı sadece iyi bir hikaye ısıtır.

Instagram

X

LinkedIn

Web

Bu yazıda sunulan düşünceler ve yaklaşımlar tamamen yazarın özgün görüşleridir ve Onedio’nun editoryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio