Yakın Plan: Jacob Elordi – Beyazperde.com
Yakın Plan: Jacob Elordi’nin Dünyası – Beyazperde.com
Jacob Elordi, “Frankenstein” ile ilk Oscar adaylığını elde etti; “Wuthering Heights”, “The Dog Star” ve “Euphoria”nun üçüncü sezonu ile 2026’ya damgasını vurmaya hazırlanıyor.

Jacob Elordi’nin hikayesi, “kamera önünde doğmuş” bir yıldız anlatısından öte, gündelik yaşamdan yavaşça parlayan bir resme benziyor. 26 Haziran 1997’de Brisbane’de doğmuş; ailesi gösteri dünyasının parıltısından uzakta. Annesi evde, babası bir boya ustası. Elordi, aileyi işçi sınıfı bir yaşamın temsilcisi olarak tanımlıyor. Bu hikâyeye eklenen bir başka katman ise babasının Bask kökeni. Bu göç deneyimi, ailenin hafızasında “yer değiştirme” temasını güçlendiriyor.
Çocukluğunun ilk 12 yılını Brisbane’de geçiren Elordi, 2010’da Melbourne’e taşınarak “kök salmak” duygusunu aşmaya başlıyor. Sporla ilgisi de bu dönemde artıyor; ragbi ve basketbolda başarılı bir kariyer hatta 2012’de Victoria’nın U16 ulusal şampiyon takımında yer alıyor. Bu, onun tutkularının yalnızca bir gençlik hevesi olmadığını, düzenli antrenman ve rekabetçi bir ruhla büyüdüğünü gösteriyor.
Elordi’nin oyunculuğa yaklaşımı, “ünlü olacağım” hayalinden çok daha fazlası; hayatın içindeki bir yan kapı gibi. 12 yaşında okul müzikallerinde sahne alıyor. Drama dersinde “Godot’yu Beklemek” sonrasında oyunculuğu bir sığınak olarak görmesi, bu kapının ana yola dönüşeceğinin sinyallerini veriyor. Ragbide yaşadığı sırt sakatlığı, bu dönüşümü hızlandıran bir etken oluyor. Sporun geride kalmasıyla oyunculuk, ciddi bir seçenek haline geliyor.
Elordi, liseyi zor bitirdiğini ama bu durumun onu daha erken olgunlaştırdığını ifade ediyor. Melbourne’de bir yıl oyunculuk eğitimi aldıktan sonra, 2017’de 19 yaşında ABD’ye taşınıyor. Bu karar, hayatının akışını bilinçli olarak değiştiren bir adım olarak öne çıkıyor.
“Gençlik yıldızı”ndan prestij oyuncusuna
Jacob Elordi’nin kariyer yolu, popülerliğin çekiciliğini reddetmeden onun kontrolünü elinde tutmaya çalışan bir stratejiyle şekilleniyor. İlk büyük atılımı, Netflix’in gençlik romantizmi “The Kissing Booth” ile geliyor. Küresel görünürlük ve hızla büyüyen bir hayran kitlesi, onu tek bir imaja hapsolma riskine sokuyor. Elordi, sonradan yaptığı rol seçimlerinde bu durumun getirdiği taktiksel zorunlulukla yüzleşiyor.
Bu kalıbı yıkan yapım ise “Euphoria”. Sadece bir dizi rolü değil; Elordi’nin sektör ve izleyiciler gözündeki algısını dönüştüren bir dönüm noktası. Rol seçimi süreci, ona “son şans” hissini verirken, ardından gelen başarı, Elordi’yi sadece romantik bir karakter olarak tanımlamaktan çıkarıyor. “Euphoria”, onun oyunculuk aralığını tartışmaya açan bir vitrin sundu.
2023 sonrası projeleri, bu vitrini kalıcı bir kariyere dönüştürme çabası olarak gelişiyor. Elordi, geniş kitlelere ulaşmayı bir kenara bırakıp festival filmlerinde yer alarak prestij sinemasıyla ilişkisini güçlendiriyor. Sofia Coppola ve Emerald Fennell gibi yönetmenlerin projelerinde yer alırken, Paul Schrader gibi sert auteur dünyalarında da kendini göstererek ölçeğini büyütüyor. Böylece sadece popüler kültürün bir yıldızı olmakla kalmayıp, prestij sinemasında ciddiye alınan bir oyuncu olma hedefini somutlaştırıyor.
Son zamanlarda prestij konusundaki istikrarı arıyor. Televizyonda “The Narrow Road to the Deep North” ile dramatik tonu artırırken, “Frankenstein” gibi zorlu bir rol üstlenerek “imaj” meselesini bizzat malzeme haline getiriyor. Ufukta “Wuthering Heights” ve “The Dog Stars” gibi büyük projeler görünmekte. Elordi’nin kariyerinin yeni aşaması, sadece iyi seçilmiş filmlerde yer almak değil; aynı zamanda bu filmleri taşıyan, omurgayı oluşturan bir oyuncu kimliğini kalıcı hale getirmektir.
Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales (2017)

Metro
Elordi’nin Hollywood’a ilk adımı, “parlayan” bir rolden çok, arka planda görünmesiyle başlıyor. Bu, kariyerinin erken döneminde ilginç bir dipnot.
Beşinci Karayip Korsanları filminde korsan Jack Sparrow (Johnny Depp), ölümcül hayalet kaptan (Javier Bardem) tarafından takip edilirken Poseidon’un Üç Dişlisi’ni aramak üzere bir maceraya atılıyor.
Swinging Safari (2018)

Screen Australia
Genç yıldız, dünya çapında üne kavuşmadan hemen önce, Avustralya’nın dikkat çekici yönetmenlerinden Stephan Elliott’un bu absürt komedisinde rol aldı. Filmde Elordi, Guy Sebastian, Kylie Minogue ve Guy Pearce gibi isimlerle aynı kadroda yer aldı. 1970’lerin Avustralya sahil kasabası yaşamını mizahi bir dille ele alan filmde, Elordi enerji dolu Rooster karakteri ile karşımıza çıktı.
The Kissing Booth (2018)

Netflix
Elordi’yi bir gecede küresel bir fenomene dönüştüren bu Netflix yapımı, yönetmen Vince Marcello tarafından Beth Reekles’ın romanından uyarlandı. Okulun karizmatik, asi Noah Flynn karakterine hayat veren Elordi, modern bir gençlik ikonu haline geldi. Film, Elle’in arkadaşının abisine aşık olmama kuralını bozmasıyla başlayan eğlenceli ve duygusal aşk hikayesini konu alıyor. Elordi bu rolde güçlü bir ekran enerjisi ve etkileyici fiziksel varlığıyla dikkat çekiyor.
The Mortuary Collection (2019)

Shudder
Elordi’nin kariyerinin başındaki bu antoloji türündeki korku filmi, yönetmen Ryan Spindell tarafından kaleme alındı. Özellikle korku severler için dikkat çeken bu yapımda Elordi, dört farklı ürpertici hikayeden birinde Jake karakteriyle karşımıza çıkıyor. 1950’lerin nostaljik atmosferinde geçiyor ve “yakışıklı ama savunmasız kurban” olarak yeteneğini gösteriyor. Elordi’nin romantik rollerinden sıyrılması açısından önemli bir adım.
Euphoria (2019-2026)

HBO
Jacob Elordi’nin bir gençlik idolünden yetkin bir karakter oyuncusuna dönüşümünü simgeleyen bu etkileyici HBO draması, yaratıcısı Sam Levinson’ın estetiğiyle birleştirildi ve televizyon tarihine yeni bir sayfa açtı. Lise hayatının karmaşık duygularıyla boğuşan Nate Jacobs karakterine hayat veren Elordi, derin etkileyici performansıyla not aldı. 2026’da yayınlanacak yeni sezonuyla bu karakter, prestijli ödül adaylıkları ve uluslararası başarıya ulaşma yolunda önemli bir adım olacak.
The Kissing Booth 2 (2020)

Netflix
İlk filmin başarısının ardından gelen bu devam halkasında, Jacob Elordi daha olgun bir Noah Flynn karakteriyle hikeye geri dönüyor. Noah’ın Harvard’a gitmesiyle birlikte ilişkisinin bir “uzun mesafe” testine dönüşmesi, Elordi’nin karakterine daha derinlik katıyor.
2 Hearts (2020)

Silver Lion Films
Elordi’nin yeteneğini sergileyen bu duygusal film, gerçek bir yaşam öyküsüne dayanarak hazırlandı. Her iki çiftin hayatlarının trajik bir olayla kesiştiği hikayede Elordi, enerjik Chris Gregory karakterine hayat veriyor. Umut, kader ve organ bağışının önemine dair çarpıcı bir hikaye sunuyor.
The Very Excellent Mr. Dundee (2020)

Piccadilly Pictures
Elordi’nin kariyerinde eğlenceli ve mizahi bir mola olarak karşımıza çıkan bu yapım, Timsah Dundee yıldızı Paul Hogan’ın kurgusal bir versiyonunu konu alıyor. Elordi, Paul Hogan’ın oğlu Chase Hogan karakterine hayat veriyor. Absürd olaylara karışan bu yapımda, Elordi duygusal dengeyi sağlıyor.
The Kissing Booth 3 (2021)

Netflix
Serinin bu veda halkasında, Elordi son kez Noah Flynn karakterine hayat veriyor. Elle’nin üniversiteye gitmeden önceki son yaz tatilinin temeline odaklanan film, Noah ve Elle’in ilişkisini ciddi sınavlarla karşı karşıya bırakıyor. Elordi, karakterinin gelişimini ustalıkla noktalıyor.
Deep Water (2022)

Hulu
Adrian Lyne’ın uzun bir aradan sonra geri dönüş yaptığı bu yapımda Elordi, Ben Affleck ve Ana de Armas’ın canlandırdığı bir çiftin yaşamına katılan bir piyano öğretmeni Charlie De Lisle karakterine hayat veriyor. Kıskançlık ve gerilim dolu bir ortamda, Elordi karakterinin kurbanlarından biri haline gelmesini etkileyici bir soğukkanlılıkla yansıtıyor.
The Sweet East (2023)

Marathon Street
Elordi, ana akım projelerden ayrılarak bağımsız sinemanın önemli bir örneğinde yer alıyor. Ünlü görüntü yönetmeni Sean Price Williams’ın yönetmenlik denemesi olan bu filmde, Elordi karizmatik sinema yıldızı Ian karakterine hayat veriyor. Abartılı bir dille ABD’nin alt kültürlerini eleştirirken, Elordi “film ikonu” rolüyle Hollywood klişelerine göz kırpıyor.
He Went That Way (2023)

Head Gear Films
Elordi, kariyerindeki en karanlık dönüşümlerden birini gerçekleştirdiği bu suç geriliminde, çekici ama içsel bir katil barındıran Bobby Falls karakterine hayat veriyor. Karakterinin öngörülemeyen ruh haliyle izleyiciyi gerilim dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
Priscilla (2023)

MUBI
Sofia Coppola’nın yönettiği bu film, Jacob Elordi’nin rock’n roll efsanesi Elvis Presley’i canlandırdığı kariyerinin en prestijli projelerinden biridir. Priscilla Presley’in anılarından uyarlanan yapım, Elvis’in özel hayatını karmaşık bir şekilde ele alıyor. Elordi, karizmasını başarıyla yansıtırken, karakterin karanlık yönlerini de incelikle işleyerek övgü topluyor.
Saltburn (2023)

Amazon MGM
Elordi’nin kariyerini prestijli ödül sezonunun merkezine taşıyan ve ona ilk BAFTA adaylığını kazandıran bu proje, Emerald Fennell’ın etkileyici dünyasında hayata geçti. Filmde Elordi, elit bir Oxford öğrencisi olarak zenginlik ve statü arasında sıkışan bir karakteri canlandırıyor. İzleyiciyi derin sınıf tartışmalarına sürüklerken, Elordi’nin performansı izleyenleri cezbediyor.
Oh, Canada (2024)

Foregone Film PSC
Paul Schrader’ın son çalışması, Elordi’nin Hollywood’un önemli isimleriyle birlikte yer aldığı en edebi projelerden biridir. Cannes Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan filmde Elordi, belgesel yapımcısı Leonard Fife’ın gençliğini canlandırıyor. Derin olay örgüsü, kasvetli sırlarla dolu, Elordi’nin oyunculuk yeteneklerini öne çıkarıyor.
On Swift Horses (2024)

Sony Pictures
1950’lerin Amerika atmosferine adım attığımız bu yapım, Elordi’nin kumar tutkusu ve içsel çatışmalarıyla yüzleşen karakterini canlandırdığı bir hikaye sunuyor. Las Vegas’ın karanlık dehlizlerine ulaşan Julius’un öyküsü, izleyiciyi derin bir yolculuğa çıkarıyor.
Frankenstein (2025)

Netflix
Jacob Elordi’nin kariyerinde en radikal dönüşüm olarak görülen bu yapım, Oscar ödüllü yönetmen Guillermo del Toro tarafından hayata geçiriliyor. Elordi, Mary Shelley’nin edebiyat tarihindeki ikonik karakteri Frankenstein’ın Canavarı’nı canlandırıyor. Bu film, Venedik Film Festivali’nde açılış yaptı ve Elordi’ye En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığı kazandırdı.
The Narrow Road to the Deep North (2025)

Amazon MGM
Bu mini dizi, Richard Flanagan’ın romanından uyarlandı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Tayland-Burma “Ölüm Demiryolu” inşaatında geçen dramda Elordi, cerrah ve savaş kahramanı Dorrigo Evans karakterini canlandırıyor. Evans’ın yaşadığı ruhsal çöküş ve hayatta kalma mücadelesini ustalıkla işliyor.
Wuthering Heights (2026)

Warner Bros.
Jacob Elordi’nin kariyerinde zirveye taşıyacak olan bu başyapıt, yönetmen Emerald Fennell’un imzasını taşıyor. Elordi, Emily Brontë’nin klasik eserinin modern uyarlamasında Heathcliff karakterine hayat vererek edebiyatın en karmaşık ve tutkulu yönlerini aktarıyor. Bu performansıyla Elordi, Hollywood tarihine geçecek bir iz bırakıyor.
