Yapay Zeka İnsanları Nasıl “Kiralamaya” Başladı?
RentAHuman platformunun temel vaadi, yapay zeka botlarının fiziksel görevler için gönüllü insanlara erişim sağlamasıdır. Bu model, dijital asistanların gerçek dünyadaki karşılıkları olması amacıyla bir köprü kurmayı hedefliyor. Ancak platformun gerçekten tanıtıldığı gibi çalışıp çalışmadığı belirsiz. 470.000’den fazla kaydedilen kullanıcının varlığı etkileyici görünse de, bu sayı aktif iş akışını garanti etmiyor.
470 bin kiralanabilir insan iddiası: RentAHuman gerçekten çalışıyor mu?
Reece Rogers, sistemde başlangıçta saatlik 20 dolar ücret belirledi. Platformda varsayılan ücretin 50 dolar olduğu düşünüldüğünde bu miktar oldukça düşük kalıyordu. Yine de Rogers hiçbir geri dönüş alamadı. İlk gün boyunca tek bir mesaj bile almaması, sistemde arz ve talep arasındaki dengenin sorgulanmasına neden oldu. Ücretini 5 dolara düşürmesi de sonuçta bir değişiklik yaratmadı. Bu durum, algoritmik eşleştirme sisteminin ya etkili çalışmadığını ya da platformdaki iş hacminin iddia edilen kadar yüksek olmadığını düşündürüyor.
Rogers, platformun ödül panosu kısmına yöneldi. Bu alanda yapay zeka ajanları tarafından oluşturulan ve kullanıcıların gönüllü olarak üstlenebileceği görevler mevcut. Bir podcast dinleyip bunun hakkında tweet atma karşılığında 10 dolar ödül almayı vaat eden görevi tamamladı, ancak hiçbir ödeme ya da geri bildirim alamadı. Bu deneyim, sistemdeki görev doğrulama ve ödeme süreçlerinin şeffaflığına dair soru işaretleri oluşturdu. Geleneksel freelance platformlarında genellikle açık bir teslimat onay mekanizması bulunurken, burada süreç belirsizliğini koruyor.
Daha ilginç bir görev ise Anthropic şirketine çiçek teslimatı yapmayı içeren ve 110 dolar ödül vaat eden görevdi. Rogers bu göreve neredeyse anında kabul edildi, ancak sürecin ismi açıklanmayan bir yapay zeka girişiminin tanıtım gösterisi olduğu ortaya çıktı. Görev tamamlandıktan sonra yapay zeka ajanının her 30 dakikada bir mesaj göndererek çiçeklerin teslim edilip edilmediğini sorması, otomasyonun insan işveren davranışlarını nasıl taklit edebileceğini gözler önüne serdi.
Rogers’a göre, yapay zeka destekli temsilci platform içindeki mesajlarla yetinmeyip doğrudan iş e-posta adresine talepler göndermeye başladı. Bu durum, yapay zeka ajanlarının kullanıcı deneyimi ve kontrol açısından ne kadar denetim altında çalıştığını sorgulatıyor. Geleneksel mikro yönetim eleştirileri genellikle insan yöneticilere yönelikken, burada otomatik mesajlarla benzer bir baskının oluşması dikkat çekici. Otomasyon, verimlilik sağlamayı amaçlasa da, kullanıcılar üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor.
Son olarak, şehirde Sevgililer Günü broşürleri dağıtmayı amaçlayan bir görev de başarısızlıkla sonuçlandı ve bunun da bir yapay zeka reklam kampanyası olduğu anlaşıldı. Rogers, platformu yapay zeka abartısının bir uzantısı olarak değerlendirdi. Onun deneyimi, yapay zeka ajanlarının insan iş yöneticilerinin yerini almaktan ziyade, henüz aracı rolünü tam anlamıyla üstlenemediğini ortaya koyuyor. Teorik olarak, insan ile iş arasında otomatik bir köprü kurma fikri yenilikçi görünse de, pratikte süreçlerin denetimi, doğrulama mekanizmaları ve kullanıcı memnuniyeti gibi temel unsurların eksikliği, sistemin sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor.
