Davos’un Karşıtı, Caracas’ın Dumanı Arasında “Kuantum” Sessizliği

Davos’un Karı, Caracas’ın Dumanı Ardında “Kuantum” Sessizliği
Geçen hafta bir arkadaşım ile kahve içerken yapay zekâ konusuna değindik. “Bu ChatGPT ne zaman sona erecek?” diye sordu. Gülümsedim ve “Sona ermiyor” dedim, “aksine, yeni başlıyor. Ama asıl mesele artık yapay zekâ değil.” Yüzüme öyle baktı ki, ona dünyanın düz olduğunu söylemişim gibi bir ifade vardı.
Bu yazıyı, işte o bakış için kaleme alıyorum.
Televizyondaki o “son dakika” şeridinden bir an gözlerinizi ayırın.
Hepimiz oradayız. Venezuela’daki, Hollywood senaristlerinin bile “bu kadar da olmaz” dediği o senaryo… Pentagon’dan başlayarak Karayipler’e ulaşan o görünmeyen gölgeler. Maduro’nun götürülüşü… Diğer taraflarda, Somaliland’dan Ukrayna steplerine, Çin Denizi’nden burnumuzun dibine kadar yayılan barut kokusu. Hepimizin aklı orada. Haksız da sayılmazdık. Ama bir sır vereyim… Dünyanın “gerçek” elitleri, yani paranın, verinin ve geleceğin sahipleri, şu an Caracas’taki dumanla ilgilenmiyorlar. Onlar bavullarını hazırlıyor… Önümüzdeki hafta Davos’a, yani Dünya Ekonomik Forumu’na o karlı dağa tırmanacaklar. Son 55 yıldır bu mevsimde burada toplandıkları kesin. Ve emin olun, o dağdaki “büyülü odalarda” (Magic Mountain) ne Maduro hakkında ne de Ukrayna’dan bahsedilecek. Onlar, henüz hayatımızda yer almayan, Kapıkule’den daha siyasi alanlarda gündeme gelmemiş bir kavramla masaya oturacaklar.
Yapay zekâ artık mı geçersiz?
Hatırlayın. Geçen yıl Davos’ta herkes “yapay zeka” (AI) diye bağırıyordu. Bu yıl, Dünya Ekonomik Forumu, 19–23 Ocak 2026 Davos buluşmasını “A Spirit of Dialogue” (Diyalog Ruhu) temasıyla düzenliyor. Ve beş başlık belirliyor: Büyümeyi yeniden hayal etmek… Akıllı Çağ’da (Intelligent Age) endüstriler… İnsana yatırım… Gezegeni korumak… Güveni yeniden tesis etmek… Bu liste; manşetlere yansıyan krizlere kapılmadan “orta ve uzun vadeli ajanda” oluşturmayı hedefleyenler için bir yol göstericidir. Ama esas ilginç olan nokta: Davos’un kelime dağarcığı değişiyor. Neden mi? WEF’in “Davos 2026’da duyulacak ifadeler” listesinde dikkatinizi çekecek birkaç nokta var: “Yapay zekâ” artık yalnız değil. Yanında yeni kavramlar yer alıyor: Resilience economics yani şoklara dayanıklı ekonomi. Geçtiğimiz aylarda Kuzey Kıbrıs’ta bu kavramı tartışmıştım… Minilateralism yani birkaç ülke ile kurulan etkili ittifaklar… Caracas sonrası ittifak süreçleri hızlanabilir. Suptech yani finansal düzenleyiciler için denetim teknolojisi. Bu benim için de yepyeni bir kavram ama izleri her ülkede kayıtdışı para operasyonlarıyla hissediliyor… Ve… “Quantum Economy” (Kuantum Ekonomisi). Dikkat edin, “Kuantum Bilgisayarı” demiyor… Çünkü bilgisayar bir alet, ekonomi ise bir yaşam biçimidir… Biri bilişim servisinin işi, diğeri ise hepimizin. Aslında, geçen yıl Google, Willow işlemcisini ürettiğinde uyanmalıydık. Willow, 14 milyar yıl süresince çözülebilecek bir matematik problemini 5 dakikada çözdüğünde… Evren’in yaşı sadece 14 milyar yıl olduğunu hatırlatalım. Bir ekleme yapmak gerek: Bu beş başlık, Kuantum’un getireceği devrim niteliğinde verimlilik ve bilgi akışı olmadan çözülemez büyüklükte sorunlar olduğunu kabul ediyor.
Kuantum Ekonomisi
Peki, “Kuantum Ekonomisi” nedir? Şu ana kadar bilgisayarlarımız “0” ve “1” ile işlem yapıyordu. Yani hayatımız ya “siyah” ya da “beyaz” olarak kalıyordu. Teknik anlamda kuantum, aradaki “gri” alanların, sonsuz olasılıkların matematiğini ifade ediyor. Daha kapsamlı bir anlamda kuantum, sadece bir hızı işaret etmez; evrenin kendisinin çalışma şekline benzeyen bir matematiktir, yani hayatımızın her alanındaki sonsuz olasılıkları yönetme yeteneğidir. Bu yalnızca daha hızlı bir işlemciye sahip olma anlamına gelmez. Aşağıda birkaç örnekle açıklayayım: İlaç sektöründe; aylar süren molekül analizlerinin saniyeler içinde tamamlanması demektir… Tarımda; gübrelemeden hasada, toprağın atom düzeyinde analizi ve verim simülasyonu demektir… Finansta; bugünün borsalarını çocuk oyununa dönüştürecek algoritmalar anlamına gelir. Böyle bir ortamda borsanın geleceği de ayrı bir soru işareti olacak. Ve bu da bitmedi… Davos’ta elitlerin olduğu bir ortamdayken, duruma bir de “James Bond” perspektifinden bakalım… Bu yıl Davos’ta en çok duyulacak kısaltma şu olacak: PQC. Yani Post-Quantum Cryptography (Kuantum Sonrası Şifreleme). Çok teknik geldiğinin farkındayım. Apple, sessiz sedasız iMessage sistemini buna göre güncelledi. Cloudflare, internet trafiğinin büyük bir kısmını bu koruma mekanizmasına dahil etti. Neden? Çünkü dünyada istihbarat örgütleri ve hackerlar korkunç bir strateji izliyor: “Harvest Now, Decrypt Later.” (Şimdi topla, sonra çöz). Yani şu an sizin WhatsApp yazışmalarınızı, devletin gizli belgelerini ve banka şifrelerinizi kıramıyorlar, ama kaydediyorlar. Beş yıl sonra, o güçlü kuantum bilgisayarı çalışmaya başladığında, o günkü tüm şifreler birer buz kalıbı gibi eriyecek. Hiçbir kurumun veya devletin saklı durumu kalmayacak… Geçmişte sakladığınız her şey, gelecekte meydana çıkacak. Yani ilk kuantum bilgisayarı aktive eden kişi, yeni ekonominin ve dünyanın sahibi olacak. İşte Davos’ta tartışılacak olan “Kuantum Ekonomisi”, bu yeni güvenlik mimarisinin ta kendisidir.
“Şimdi topla, sonra çöz” korkusu
Türkiye’nin gündemi
Güneyden ve kuzeyden gelen haberler kadar ocağımın, yani cüzdanımın etkisinden de kurtulmayı başarabilirseniz, durumun acı verici kısmı işte burada… Önümde Türkiye’nin gündemi var: Siyasetin o bitmek bilmeyen tartışmaları, kimin nasıl aday olacağı, domates fiyatları, futbol çekişmeleri… Dönüp Davos’un ajandasına bakıyorum: Kuantum Ekonomisi… Biyo-üretim… Uzay ekonomisi… Ve “Yapay Zeka Yönetişimi” yani yapay zeka etiğini aşan bir yapıdan bahsediyoruz. Etik bir vicdani durum, yönetişim ise kurumsallığı ifade ediyor… Bizim gündemimizle onların gündemi arasında tek bir ortak madde yok. Korkum şu: Tıpkı Sanayi Devrimi’ni kaçırdığımız gibi… Tıpkı İnternet devrimini sadece “tüketici” olarak yakaladığımız gibi… Bu “Kuantum Çağı”nı da, ancak üstümüze bir dijital bomba düştüğünde fark edeceğiz. Dikkat edin, Caracas’taki duman Davos’ta birkaç gün konuşulacak. Sonrasında unutulacak. Ama “kuantum ekonomisi” gibi kavramlar, konuşulup geçmez. Onlar konuşulup bütçelere girmektedir. WEF, Davos 2025’te ne konuşulduysa, 2026’da kurumsal stratejilere dönüşecektir. 2027’de regülasyonlara; 2028’de piyasa standartlarına dönüşecektir… Bir gün, kuantum bilgisayarın “ne zaman” geldiğini tartışmayacağız. Tıpkı internetle olduğu gibi… Bir sabah uyanıp “zaten gelmiş” olduğunu göreceğiz. Bana kalırsa, bu yazıyı okuyan her iş insanının, akademisyenin, bürokratın kendisine sorması gereken tek soru şudur: “Hazır mıyım?” Çünkü Davos’taki karın altında görünmez ama güçlü bir akıntı var. O akıntı, mevcut rahat alanlarımızı sessizce aşındırıyor. Ve bu akıntıya kendini kaptırmayanlar, nereye sürükleneceklerini bilmeyecekler! Pazar günü kahvenizi içerken bir düşünün. Torununuzun geleceği Caracas’taki darbede mi, yoksa İsviçre Alpleri’nde konuşulan o görünmez ekonomide mi? Daha net bir uyarı: Konsantrasyonumuzu kaybetmeyelim. Gündemimizde olmayan şey, bir gün kaderimiz olacaktır. O gün geldiğinde, “hazır değiliz” deme lüksümüz olmayacak.Beş yıl sonra ne olacak?
