A Champion of the Seven Kingdoms
Westeros’un kan, entrika ve ejderha ateşiyle dolu geçmişine artık alıştık. Ancak HBO’nun yeni spin-off‘u A Knight of the Seven Kingdoms, George R.R. Martin’in evrenine çok daha içten bir bakış sunuyor. Dizi, sadece atmosferiyle değil, ölçeğiyle de büyük yapımlar olan Game of Thrones ve House of the Dragon’a meydan okuyor; bunu devasa savaşlar olmadan başarıyor.
Dizi, dünyayı kurtarmaya çalışan kralları ya da taht savaşlarını değil; yalnızca turnuvalarda mücadele eden ve karnını doyurmaya çabalayan gezgin şövalye Ser Duncan the Tall ile onun gizemli yaveri Egg’i takip ediyor. Bu daha küçük ölçekli yapı, diziyi büyük bütçeli fantastik yapımlardan ayırarak, karakter odaklı bir yol hikâyesine dönüştürüyor.
Westeros’ta The Bear esintileri

Dizinin tonu, bildiğimiz karanlık ve sert Westeros atmosferinden oldukça farklı. Yapılan ilk gözlemlerde, dizi “sıkı bir anlatı ile keyifli bir komedi” olarak tanımlanıyor. Hatta, mizah miktarının ödüllü yapım The Bear’dan bile daha yüksek olduğunu söyleyenler bulunmakta.
Ancak bu, sizi yanıltmasın; dizi ilerledikçe, özellikle sezonun ikinci yarısında işler ciddileşiyor ve bildiğimiz Westeros’un karanlığı, dengeli bir dramayla hikâyeye nüfuz ediyor. Yani burada bir sit-com bulamayacaksınız ama Red Wedding travmasından uzakta, umut dolu bir iş var.
Oyuncu tercihleri yerinde
Dizinin kalbi, kesinlikle Dunk ve Egg ikilisine ait. Peter Claffey, Dunk karakterindeki saf ve samimi yapıyı harika bir şekilde yansıtmış. Devasa görünümüne rağmen, yumuşak bir kalbe sahip bu şövalye, izleyiciyi hemen kendine çekiyor.
Onun küçük yaveri Egg rolündeki Dexter Sol Ansell ise zihin açıcı bir karakter sunarak, çocuk oyuncu olmanın getirdiği zorlukları aşmış gibi gözüküyor. İkilinin aralarındaki kimya, diziyi hareketlendiren temel unsur olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca kötü karakter Aerion Targaryen (Finn Bennett), ekrandan çıkıp dövmek isteyeceğiniz türden, nefret uyandıran bir performans sergiliyor.
Neden izlemelisiniz?

Eğer Game of Thrones’un finalinden memnun kalmadıysanız ya da House of the Dragon’daki sürekli aile çatışmaları sizi yıprattıysa, A Knight of the Seven Kingdoms size bir nefes alma imkanı sunabilir.
Dizi; altı bölümlük kısa sezonu, 40 dakikanın altında akıcı bölümleri ve sade anlatımıyla, izleyiciyi yormadan içine çekmeyi başarıyor. Kısacası bu, Game of Thrones’tan hoşlanmayanlar için yeni bir Game of Thrones deneyimi sunuyor.
A Knight of the Seven Kingdoms, 18 Ocak’ta HBO ve Max üzerinde yayınlanmaya başlıyor. Kılıçlarınızı hazırlayın ama bu sefer ejderha ateşi beklemeyin.
